PAPA VE PATRİK TRABZON’A SÜMELA’YA GELSEYDİ…
Ülkemizde, yüksek oktanlı gündem sıkıntısı yok maşallah;
Papa 14. Leo’nun ihtişamla devam eden ziyareti de,
Başlı başına bir olay oluyor.
Papa, Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri ve Vatikan Şehir Devleti'nin Başkanıdır.
Yani, Papa’nın konumu sadece teolojik bir makamı ifade etmiyor.
Merkezi Roma olan, bir milyar dört yüz milyonluk
Dünya Katolik Hıristiyanlarının ruhani lideri.
Diğer yandan, kavgalı oldukları iki yüz milyonluk
Ortodoks Kilisesi’nin merkezi İstanbul (Fener),
Ruhani lideri ise Patrik'tir. Yani Trabzonsporlu Bartholomeos.
Bu iki mezhep dokuz yüz yıldır düşmanlık gütmektedir.
Patrik Bartelemos, eşit kiliseler arasında, temsili kendinde bilip,
Bunu diğerlerine kabul ettirmek isteyen, Ekümenik sıfatını da kullanır.
Trabzon’da ayin yönetmeye geldiğinde de, Ekümenik Patrik yazılı Trabzonspor forması hediye edilmişti.
****
Aslında ilk defa Papa’yı ağırlamıyor Türkiye,
Defaatle gelmişler, rutin programlar dahilinde usulünce ağırlanmışlardı.
1971 yılında, Yüksek Öğretim Kurulu’na bağlanması şartına karşılık,
Ortoksların özel okul kalmasını istemeleri yüzünden kapalı kalan,
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacak olması da hesaba katılırsa, tüm bunlara sıradan bir resmi ziyaret diyemeyiz,
Diğer yandan, Papa 14. Leo’ya, Ortodoksların lideri Trabzonsporlu Bartelemos da eşlik ediyor.
Roma, Hz İsa’dan 300 sene sonra Hıristiyanlığı serbest bırakmıştı
Bunca zaman birbirlerinden kopmuş olan kiliseler,
“İznik Konsülü” olarak anılan toplantıda serbestçe buluşmuşlar,
325 yılında, Hıristiyanlı’ğa yeni bir yol belirlemişlerdi.
Ve bu sene, bu olayın 1700. yıldönümü vesilesiyle,
Katolik Papa 14. Leo ve Ortodoks Patrik Bartholomeos’la birlikte İznik’te,
O toplantının anısına ayin yaptılar.
Ayrıca,
Her kesimden kutsal mekanları ziyaret ediyorlar, bir çok kilisede,
Ve ilk defa kilise dışında bir mekanda
Adeta gövde gösterisiyle ayinler icra ediliyor
Bu, Hıristiyanların ruhunu okşayan, dünya çapında müthiş bir hadisedir.
1600. yıldönümü için, 1925’de izin verilmediği de hesaba katılırsa,
Türkiye Cumhuriyeti için de, cesur bir karardır.
Ülkelerin siyasi konjoktüre göre hareket etmesi beklenendir.
Reelpolitik bazen farklı davranmayı gerektirebilir.
Konumuz da esasen bu değil zaten.
Bütün bunları; “olmaz öyle şey, külliyen yanlış, bunlar Ülkemiz ve islam üzerinde bir oyun çeviriyor…” olarak anlamıyorum.
En iyimser yanımla masum olabilir diyorum hatta.
Keşki İslam alemimizde de böyle bir hadise olsa. Sevinmez miyiz?
***
Gelelim bize,
Esasen demem o ki, Trabzon’umuzda da her yıl 15 Ağustosta
Sümela (Meryemana) Manastırı’nda Ordokokslar ayin düzenliyorlar.
9. ayine, Patrik Bartelemeos da katılmıştı.
Aynı gün, Trabzon’un Fetih günü olarak da kutlanıyor.
Sanki bu iki hadise, bir karşıtlık, intikam, inat gibi algılanıp
Ayini de Patriği de stemezük diyen gruplar kıyamet kopardılar.
Beyanatları ve oluşturdukları kamuoyu üzerine,
Programlar iptal edildi, sembolik düzeye indirildi, Patrik de gelmedi.
Oysa aynı patrik,
“Siz misiniz benim topumu kesen, ben de Maracana’da oynarım” dercesine,
Dünyadaki her bir Hristiyanın ziyaret için yanıp tutuştuğu,
Konsülün 1700 sene evvel toplaştığı İznik’de, hem de Katolik Papa ile ayine katıldı.
***
Şimdi konunun bizimle alakalı yanına gelelim,
Evvela, Trabzon’umuzda turizm gelirlerinin ne kadar mühim,
Ne kadar hayati olduğunu kabul etmeyen yok. Bacasız sanayi.
Eksiklerimiz, yanlışlarımız, altyapı sorunlarımız, eğitimli personel açığımız hatta kasıtlarımız var. Doğrudur.
Bunların yanı sıra, müthiş de potansiyelimiz var.
Trabzon’umuzun batısı hala bakir. Denizimizi bir türlü sisteme katamıyoruz.
Üstüne üstlük, inanç turizmi şansımızı da, yapay gündemlerle heba ediyoruz.
Kutsal mekanlar bakımından zengin bir tarihi var Trabzon’un.
Çok kültürlü uzun bir geçmişe sahip.
İpek yolu güzergahı. Limanı var.
Kültürde, sanatta, matbuatta, basın ve neşriyatta afilli derinliği biliniyor.
Patrik, Papa eşliğinde Anadolu’yu arşınlıyor çıt yok.
Patrik Trabzon’a gelince, ne kimliğimiz kalıyor yok olmayan ne tarihimiz, ne de kültürel birikimlerimiz.
Oysa Anadolu her dine mensup yüzlerce kutsal mekanı barındırıyor.
Anadolu, farklı türde ve mimaride kilise, cami,
Sinagog, tapınak, ritüel alanı, Efes, Antakya, Tarsus hac rotası…
Gel gör ki, bu bölgelerde ne Hristiyanlık yayılıyor, ne de kültürümüz örseleniyor.
Anlaşılıyor ki, Trabzon ve Trabzonlu algısından haz etmeyenlerin
“Yine mi Trabzonlu” yaygarasından beslenenlerin hezeyanları.
Öyle değilse de, dışarıdan bir el ve maşaları
Trabzon kazanmasın, hatta kaybetsin diye çalışıyorlar.
Oysa, kaybedilen ve her kuruşuna ihtiyacımız olan katma değer yok oluyor.
İnanç turizmi, daha çok para harcayan, bilinçli bir kitleyi mobilize eder.
Bölgemizin turizmden aldığı payı artırmak durumundayız.
Fındıkta, belirleyici ülke rolümüzü kaybetme tehlikemiz kapıda.
Ağır sanayimiz yok. Yatırım adası muamma. Havaalanı her geçen gün zorlanıyor,
Demiryolu ve raylı sistemler için net bir ışık belirmemiş,
Tarım üretimi için topraklarımızın ancak yüzde 12 si müsait!
Oysa turizm nefes borumuz konumunda ve bunu çeşitlendirmek yerine,
Avucumuzdaki inanç turizmi şansımıza üfleyip, bir tutam kül gibi uçurmak
Ayağımıza sıkmaktır.
Kentin tüm dinamikleri bu konuda tavır koymalı,
Dik duruş sergilemeye devam etmelidir.
Bartholomeos’un bulunduğu ayinler yıkıcı bulunuyorsa,
Üç gündür izlediğimiz ne manaya geliyor!.
Sümela için kıyameti koparıp, sözüm ona dinimizi koruyanların
Alenen ve en yüksek perdeden sunulan bu temaşayı,
Çıt çıkarmadan sessizce seyrettiklerini görüyorum. Doğrusu bu tabi ki!.
Bu şehrin önünde yeterince bariyer yok mu?
Şampiyonluk kutlaması için Yunanlı sanatçıyı istemeyenlerin,
Yunanistan bayraklarıyla sahneye çıkan futbolcuları
Elleri patlarcasına alkışlaması gibi derin bir çelişki değil mi?
Bu bakış açısını desteklemek, bu zihniyete hizmet ve aynı mantık
Bariyerin destek ayaklarından değil mi?.
Trabzonlu, milli manevi değerlerini koruyacak,
Tarihsel derinliği olan yüksek bilince sahip bir kamuoyu ihtas etmek durumundadır.
Ya da, aslında bu toprakların genlerinde saklı bu genlere alan açmalıdır.
Üniversiteler kentine bu yakışır.
Spor, tarih, turizm şehrine bu yakışır.
İznik’te, İstanbul’da görmediğimiz karşı duruşun,
Trabzon’un menfaati söz konusu olduğunda hortlaması
Asla masumane değildir.
Soru şudur?
PAPA VE PATRİK İZNİK, İSTANBUL DEĞİL’DE TRABZON’A SÜMELAYA GELSEYDİ?
Bu şehre yazık etmeyelim…
Hasan KESKİN

















Yorum Yazın
Facebook Yorum